Lütfi Akad'ın Sinema Yaklaşımıyla Kızılırmak Karakoyun Filmi

Film insanların evden kovulduğu bir sahneyle açılmaktadır. Araya bir halk türküsü girer.
Film müzikal bir film olmasada anlatıyı güçlendirmek adına filmde sıkça halk müziklerine ve
şiirlere başvurulmaktadır. Şiir ve türkülerin seslendirilmesi Orhan Gencebay’a aittir. Bir halk
efsanesinden uyarlanan film daha önce Muhsin Ertuğrul tarafından da yönetilmiş ve
sinemaya uyarlanmıştır.
Filmin konusuna kısaca değinirsek; ilk açılış sahnesinde insanları borcundan dolayı evden
kovan Abdi ağa bir yörük obasında ağa olan Hüseyin Ağay’ı kendisine o obada yaşayan
Şaban Ağa sayesinde kişisel intikamı doğrultusunda borçlandırır. Abdi Ağa’nın dedesi
zamanında o obadan sürülmüştür. Filmde bol bol yörük kültürü işlenmektedir. Hüseyin
Ağa’nın eşi vefat etmiş Zehra isimli bir kadınla evlenmiştir. Zehra obadan sürülen dede
için ‘Abdi ağanın dedesiyse benim de halamın babasıydı’ der. Bu diyalog ve Zehra’nın
tavırları obaya intikam için gelmiş olabileceğini düşündürmektedir. Zehra Hüseyin Ağa’nın
ilk eşinden olan kızı Hatçe’ye oldukça kötü davranır. Eline siyah yün vererek gölde bu yünü
ağartmasını söyler. Göle giden Hatçe orada obanın çobanı olan Ali Haydar ile dertleşir.
Çoban Ali Zehra’ya beyaz yün vererek yanından gönderir. Bu iki gencin gönlü birbirine
düşmüştür, fakat ortada obanın töresi vardır. Bir çoban, ağa kızını sevmemeli, bir çoban ve
ağa kızı evlenmemelidir. Zehra bir gün Hatçe’yi ve çoban Ali’yi gölde yakalar. Hatçe’yi
azarlar. Kendisi çoban Ali’ye asılır. Ali Hatçe’yi sevdiğini belirtir. Zehra, Hüseyin Ağayı kızı
Hatçe’ye karşı doldurur. Şaban Ağa’da Ali ve Hatçe arasındaki ilişkiye şahitlik eder. Oba
töresine karşı geldiği için Hüseyin Ağa kızını azarlar. Çoban Ali’nin akıbeti için de ak
meydan meclisi kurulur. Mecliste ki erenler teker teker herkesin şahitliğini alır. Sıra Ali’ye
gelir. Ali orada durumunu açıklar. Zehra’ya olan aşkından bahseder, yinede erenlerin kararına
karşı boynunun kıldan ince olduğunu söyler. Erenler bu durumun töreye uygun olmadığını,
Ali’nin obadan sürülmesine karar verdiklerini açıklar. Obanın büyükleri ve bilge karakterler
olan Ferhatcan ile Dedecan araya girer. Ali’yi savunur, Ali’nin sürülmesindense, yerine
getirilemeyecek kadar zor bir şart koşma kararı verirler. Şart, Ali’nin sürüsünün üç gün
başkası tarafından güdülmesi, sürüye üç gün su verilmemesi ve üç gün boyunca tuz yedirilen
sürünün, üç günün sonunda çoban Ali tarafından gölden bir yudum su bile içmeden karşıya
geçirilmesidir. İmkansız görünen bu olay ve süreç Hatçe ve çoban Ali içinde ekstra zor olur.
Bunun sebepleri arasında sadece kavuşamamak değil Hatçe’nin, Abdi Ağa’nın oğlu olan
Ahmet’e istenmesi de vardır. Hüseyin Ağa Abdi ağa bizden kız almaz, yıllardır böyle bir şey
olmadı, töre de bunun yeri yok, hem ortada zor da olsa tamamlanmamış bir antlaşma var dese
de Abdi Ağa’nın elçisi olan Fettah Efendi o sürünün su içmeden geçmesinin imkansız
olduğunu söyler. Hüseyin Ağa’nın, Abdi Ağa’ya olan borcunu da hatırlatır. Bunu bir silah
olarak kullanırlar. Hatçe Fettah Efendi’nin sözlerini kendi kulaklarıyla duyar. Durumu
koşarak çoban Aliye anlatır. Ali tüm alçak gönüllülüğüyle Hatçe’yi teselli eder. Ertesi gün
sınav günüdür. Üç gün dolmuştur. Şaban Ağa ve Zehra sürüye bol bol tuz yedirmişlerdir. Ali
gölün bir karşısında, sürü bir karşısındadır. Ali kavalını sürüsüyle dertleşir gibi çalmaya
başlar. Sürü gölden bir yudum su bile içmeden Ali’nin yanına geçer. İmkansızı başaran Ali ve
Hatçe sevinçlidir. Neşeleri, durumu gözetleyen ve Abdi ağaya durumu bildiren gözcüler
tarafından gölgelenir. Oba tehdit edilir. Obaya ak ve kara bayrakla bir elçi bırakılır. Ertesi
gün Hüseyin Ağa’nın, kızı Hatçe’yi Abdi ağanın oğlu Ahmet’e verip vermeme kararına göre
bayraklardan biriyle kasabaya göndermesi beklenir. Ak meydan meclisi toplanır çoban Ali
erenlerin karşısına çıkar. Kararı obanın geleceği için Hüseyin Ağa’ya bıraktığını söyler.
Hüseyin Ağa elçiyle kasabaya ak bayrağı gönderir. Ertesi gün düğün kurulur, kasabadan Abdi
Ağa’nın adamları obaya Zehra’yı almaya gelir. Düğün kasabada olacak derler ve oba halkını
kasabaya davet ederler. Ferhatcan ortaya atlar. Ferhatcan film de adaletin temsilcisi gibi
gözükmektedir. Oba halkına Abdi Ağa’nın kendilerine yaptıklarının bir sonunun
gelmeyeceğinden Hatçe’nin de bu düzene kurban gideceğinden bahseder. Çoban Ali’de atılır
Hüseyin Ağa’dan bir isyan ve Hatçe’yi obaya geri getirmek için izin isterler. Hüseyin Ağa
durumu onaylar onaylamaz obanın tüm gençleri atlanır. Abdi Ağa’nın adamlarının peşine
düşerler. Abdi Ağa’nın adamlarıyla çatışma yaşarlar. Hatçe kasabayla obayı ayıran o
kızılırmağın üstündeki köprüden Ali’nin vurulmasıyla feryat eder. Ali atıyla Hatçeye doğru
koşar. Köprüye gelmişken ikisi de köprünün yıkılmasıyla kızılırmakda can verirler.
Lütfi Akad’ın gerçekçi sinema anlayışı, kamerayı hareketli kullanması, dış alan çekimleri o
dönemin sinema dilini oluşturur. Sinema oyunculukları da o dönemde ortaya çıkar. Aynı
filmi Muhsin Ertuğrul’un tiyatral anlatımından kurtaran Akad özgün ve yepyeni bir sanat
eseri ortaya koyar. Film bir halk efsanesine dayanmasına rağmen Akad diyalogların başarılı
kullanımı sayesinde de sistem eleştirisi yapmayı ihmal etmemiştir. Bu diyalogların en güzel
örneği Abdi Ağanın obaya hazır boya göndermesi üzerine ‘‘önce alıştıracak, sonra parayla
satacaklar’’ cümlesidir. Paranın her şeyi ezip geçtiği bir sistemde,aşıklar en geçilmez engeli
aşsada kavuşamazlar vurgusu filmde benim temel olarak hissettiğim en önemli vurgudur.
Çatışmalar başarılı kurulsada, hatta sürü bir nevi ulvi bir aşk inancı ile karşıya geçirilsede
sonunda aşıkların ölmesi, paranın bu kadar önemsendiği bir kara düzende güzel şeylere yer
olamayacağını ve bu bozuk düzenin güzel şeyleri bir bir kurban edeceği yönünde bir bakış
açısını izleyiciye hissettirmektedir. Son sahne; aşıkların bir nevi bu kirli dünyadan birlikte
göç edip gitmeleri beni oldukça etkiledi. Benim nazarımda da gerçeklik böyle bir olgu.
Paranın her şeyi şekillendirdiği bir düzende iki insan aşık oldu diye hiçbir şey daha iyi
olmayacaktır. Düzen devam edecekse imkansızı aşan aşklarıyla birlikte bu düzenden göçüp
giden aşıklarla devam etmelidir. Lütfi Akad’a saygı ve rahmetle.. Haklıydınız o yıllarda da
şimdide bu dünya güzel duyguları kaldıramayacak bir dünya.. Belki bir gün hep birlikte Lütfi
Akad’ın bir çözüm önerisi getiremediği sadece sorunları tüm gerçekliğiyle bize gösterdiği bu
kara düzene hep birlikte bir çözüm getirir, filmlerimizde aynı derinlik ve sadelikle bunu konu
ediniriz.
Bir çözüm bulma umuduyla sorunları görmeyi, bize göstermeyi unutmayan tüm sanatçılara
en içten saygılarımla

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Zeynep Esmez - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Nazilli Post Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Nazilli Post hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Nazilli Post editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Nazilli Post değil haberi geçen ajanstır.



Aydin Markaları

Nazilli Post, Aydin ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (542) 541 8904
Reklam bilgi